Echoesium

Hepimiz bu dünyaya sınırlı bir süre için geliriz. Sahilde yürürken bıraktığımız ayak izleri gibi, başkalarının hayatlarında izler bırakırız. Bir yazar sözleriyle okurlarının zihninde iz bırakır. Bir şirketin kurucusu, müşterilerinin hayatına dokunur. Bir öğretmen öğrettikleriyle öğrencilerinin düşünme biçimini şekillendirir. Bir doktor iyileştirdiği insanların hayatlarında kalıcı bir etki yaratır. Yine de bu izler geçicidir. Kumdaki ayak izleri gibi, sonunda dalgalar gelir ve onları siler.

Bugün teknoloji, kalıcı olabilecek izler bırakmamızı sağlıyor. Yazdıklarımız zihnimizden parçalar taşır. Yazma biçimimiz, kullandığımız kavramlar ve seçtiğimiz metaforlar kim olduğumuzdan parçalar içerir.

Echoesium’da ölümsüzlüğü keşfettiğimizi öne sürmemeye özen gösteriyoruz. Bunun yerine, bizim gibi düşünebilen, bizim vereceğimiz kararları verebilen ve kendi biçimimizde öneriler sunabilen bir zihin izi bırakma olasılığı üzerinde çalışıyoruz.

Bugün bir yazarın zihnine yalnızca geride bıraktığı kitaplar aracılığıyla yaklaşabiliyoruz. Sevdiğimiz birini hatıralarımız, fotoğraflarımız ve zamanla silikleşen birkaç sözle anıyoruz. Echoesium bu sessiz mirası yeniden konuşturmayı amaçlıyor.

Gelecekte bir çocuk, hiç tanımadığı büyükbabasına yaşama nasıl baktığını sorabilir. Bir girişimci, yıllar önce yaşamış bir kurucunun karar verme sürecini keşfedebilir. Bir okur, sevdiği yazarın eserleriyle biçimlenmiş temsilî bir zihinle konuşabilir. İnsanlar fotoğraflardan, belgelerden ve mezar taşlarından fazlasını; başkalarının etkileşime girebileceği bir düşünce mirasını bırakabilir.

Amacımız, bir insanın dünyada bıraktığı zihin izlerinin dalgalar tarafından bütünüyle silinmesini önlemektir.

Sonsuza kadar yaşayamayız. Ancak düşündüklerimiz, öğrendiklerimiz ve başkalarına bırakmak istediğimiz sözler bizden daha uzun yaşayabilir.

Kitapları ve yazarları keşfet